15.11.14

Kadın/Erkek Olmak


Kadın ve erkeğin varoluşuyla ortaya çıkan, bizle birlikte büyüyen, gelişen, evrimleşen bir kavram cinsiyetçilik dediğimiz. Her yerde ve her an yaşanıyor cinsiyetçilik. Yeni bir haber değil bu tabii. Üzgünüm ki bu durum sadece bizim ülkemize özgü bir şey de değil. Hatta kültür, sosyo-ekonomik durum, eğitim gibi etmenler bile bu cinsiyetçiliği kıramıyor. Ki zaten yeni bir kavram da değil cinsiyetçilik dediğimiz. Belirgin şekilde yapılan kadın erkek ayrımcılığı hakkında konuşmaya bile gerek yok, ne olduğunu ve toplumda nasıl pratiğe döküldüğünü gayet iyi biliyoruz. Kadına şiddet, taciz, tecavüz, iş hayatında ayrımcılık, aile içindeki roller ve daha milyonlarca konu. Hakkında sayfalarca tartışabilir ve konuşabiliriz. Ne de olsa ayrımcılığın -her alanda- en yoğun yaşandığı coğrafyalardan birindeyiz. 

Bunların dışında günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız hareketlerin neredeyse hepsi cinsiyetçilik içeriyor. Saldırgan veya kırıcı olmasına gerek yok, hepsi aslında ufak tefek şeyler. İçselleştirdiğimiz için normal olarak da gördüğümüz ve yapmaya devam ettiğimiz davranışlar. Özellikle bu konuda en belirgin örnekleri sosyal medyada gördüğümü söyleyebilirim. Son zamanlarda ayrımcılığın, ötekileştirmenin en başarılı örneklerine şahit oluyoruz sosyal medya sayesinde ne de olsa. Anonimliğin verdiği güç, internetin arkasına sığınma gibi etmenlerle sosyal medyada herşeye saldıran insanları görmek hiç de zor değil. Bu da biraz "deindividuation" dediğimiz bir sosyal psikoloji terimi bana kalırsa. O da ayrıca incelenmeye değer ama, şimdi konuyu dağıtmak istemedim. 

Hepimizin doğduktan sonra öğrendiğimiz ve çok iyi bildiğimiz kadın-erkek cinsiyet rolleri, toplumda bu rollerin pratiğe dökülmesi ve anaakıma uymayan rolleri eleştirme. Gerçek hayatta veya sosyal medyada yaşadığımız şeyler bunlardan ibaret. Son zamanlarda beni rahatsız etmeye başlayan şeyler de bunlar. Eminim hepimiz görüyoruz bu tarz ifadeleri. Özellikle Ekşi Sözlük'te ve Twitter'da kadın ve erkeklerin ne yaptıkları ve ne yapmamaları gerektiğiyle ilgili milyonlarca görüş var. Bazen ekşi sözlük gibi -sözde- "kutsal bilgi kaynağı"nda böyle şeyler okudukça insan kendinden utanmıyor değil. Hayır siz toplumdaki görece daha eğitimli, bilgili insanlarsınız. Büyük bir kısmınızı Beyaz Türk dediğimiz kategoriye sokmak pektabii mümkün. Siz bile böyle şeyler düşünüyorsanız Anadolu insanından hepten ümidi kesmemiz gerekir. Sinirlerinizi bozmak istiyorsanız güya fenomen olarak adlandırılan bazı insanların twitter'larına bakmanızı öneririm. Her daim timeline'ınıza düşen, çok sayıda beğeni toplamış insanlardan bahsediyorum. Şahit olduğum cinsiyetçi ifadeler de şöyle şeyler; "futbol sevmeyen erkek gitsin kek yapsın, yok efendim babet giysin, trip atan erkek mi olur, şunu giyen erkek, şöyle yapan erkek" ve yüzlercesi. çünkü kek yapan erkek istemiyoruz; kıskanan, dayak atan erkek istiyoruz. "Erkeklik" bu ya. Kek yapma, trip atma gibi işler de bırakın kadınlara kalsın. "Kokoreç yiyen kadın, futbol seven kadın, kollarını almayan kadın, araba kullanabilen kadın, iyi sevişen kadın/kötü sevişen kadın,..." Kadınlar hakkında yapılan yorumlara gelirsek durum daha vahim. Bir kere önümüzde koskoca bir kezban kavramı var. Kezban nedir, nasıl olunur? Kezban olunuyorsa sorumlusu kimdir? Asıl bunlardan önce sormamız gereken şey de kezban olarak nitelendirdiğimiz kadın özelliklerinin neden aşağılayıcı bir şey olması gerektiği. Kadında hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz fakat, o beğenmediğiniz role de sizin yüzünüzden (aslında bizim, hepimizin) giriyorlar. Bunun neden farkına varamıyorsunuz?

Burada doğrusal bir sebep sonuç ilişkisi kesinlikle yok. Erkekler yüzünden kadınlar böyle demek de tek taraflı bakmak anlamına gelir ve cinsiyet eşitliğinden sapıp kadınları üstün tutan bir anlayışa çıkarır bizi. Böyle bir düşünceyi de sevmiyorum. Her iki cinsiyet de kendi rollerini belirleyip, birbirinin davranışlarını etkiliyor. Her iki cinsiyet de kendilerine aşılmaz sınırlar çizip, "Ben buyum, bunu yaparım, yapmalıyım." diye düşünüyor çünkü herkese göre kendi cinsiyeti üstün, benzersiz. O yüzden bazı şeyleri sadece kendilerinin yapabiliyor oluşu o cinsiyete haz veriyor, egosunu besliyor haliyle. Mesela bir erkek için tamirat yapmak onu özgün kılan şey, bunu bir kadın yaptığında egosu kırılıyor, o yüzden bu fikre olanca gücüyle saldırıyor. Ya da bir kadının eşsiz özelliği duygusal manipülasyon yeteneği ona göre (Trip atma dediğimiz pratik.) Bunu bir erkek yapmamalı, kadının kendi silahını çalmamalı.

Bana kalırsa kek yapan erkek candır, tamirat yapan kadın daha da candır. Kendimizi önceden belirlenmiş rollerle sınırlamayıp canımızın istediğini yapamıyorsak yaşamamızın da bir anlamı olmamalı değil mi? Sadece sahip olduğumuz iki farklı organ, sadece iki farklı kromozom dizilişi yüzünden böyle bambaşka kutuplara itilmeye çalışmamız gülünç. Evet, o organlar hayatımızı ele geçiriyor, o yüzden bu kadar önemsiyoruz, o da doğru. çünkü cinsellik insan davranışlarını güdüleyen en büyük kaynaklardan birisi. Bilmiyorum belli bir zamanda/dünyada/evrende bunu başarayacak mıyız ama, bir insan gördüğümüzde onu insan olarak değil de bir penis ve/ya vajina olarak gördüğümüz sürece kutuplaşmamız her daim sürecek.

Sahip olduğunuz cinsiyeti sevin. Fakat bütün egonuzu o cinsiyet ele geçirdiği zaman kendinizi üstün görmekle kalmayıp karşı cinsiyeti ayaklar altına almaya başlayacağınızı da unutmayın. "Ben erkeğim, ben kadınım"dan öte "ben dünyada var olan sıradan bir insanım sadece" diyebilmek önemli. Kadın veya erkek olmak size bahşedilmiş bir erdem değil çünkü, genlerinizdeki X ve Y kromozomlarının yaşam bulmuş hali sadece. Tamamen tesadüf eseri oluşan bir gerçeklik. Bu kadar da basit.