23.6.14

2014. Yaz. 1.

Öncelikle buraya uzun zaman sonra tekrar yazmaya karar vermemi sağlayan insan Şeyma oldu, kendisine buradan kocaman öpücükler!

Birkaç değişiklik yaptım burada. Ne yapsam da tamamen içime sinmeyecek ama, en azından şu ergen blogu görünümden çıkmalıydı burası. Eski yazıları da silmeye hem üşeniyorum hem kıyamıyorum. 6 yıl olmuş burada yazmaya başlayalı. Gerçi şimdi eski yazılarıma bir göz attım da, ergen üzüntüleri, üniversite sınavı hazırlık çileleri, o zamanki Demet'in şimdikine benzer dertleri, okula alışma süreçleri falan varmış hep. O kadar da ergen değilmişim ha, ne dersiniz? Şimdilerde burada yazacak şey bulabileceğimden emin değilim artık. Bilmiyorum, Twitter yetiyor da artıyor. Bazen de ekşi. Bazen yazmaya hiç gerek duymuyorum, aslında o kadar da kötü bir şey değil bu bence. Belki burada film, dizi ya da müzik yorumları falan yaparım. Albüm incelemeleri olabilir, sevdiğim klipler olabilir. Tamam, bunu düşüneceğim.

Akademik alanda fazlasıyla yazdığımızdan kişisel şeyler karalamaya yeterince vakit ve istek bulamıyorum bir yandan da. Times New Roman. 12 punto. Double space. Makale review'ları, quizler, research proposal'lar (Türkçelerini bilmiyorum ha, çevirip öğrensem de o kelimeler bana anlamsız geliyor napayım). Sıkıcı şeyler. Bir yandan da hoşuma gidiyor ama. Akademik hayat demişken, okuduğum bölüme müthiş bir hevesle girdiğimi herkes bilir, fakat şu anda o hevesten bende kaldı mı ondan emin değilim. Okuduğum bölümden çok, ilerde ne yapacağım sorusu var kafamda. Yüksek lisans yapmalı mıyım? Nerede? Hangi alanda? Evet daha hangi alanda uzmanlaşmak istediğimi bile bilmiyorum son sınıfa geçmiş bir insan olarak. Bazen klinik okuyasım tutuyor, bazense sosyal cazip geliyor. Diğerleri zaten bana uzak olsunlar; gelişim, endüstriyel falan. Büyük konuşuyorum şimdi ama ne olacağı hiç belli olmaz. Bir yandan sosyolojide ilerlemek istiyorum, çok hoşuma gidiyor. Ama bu ülkede ne yapabilirsin ki? Akademisyen olup slayttan ders anlatan hocalardan biri olmaya niyetim yok. Cinsiyet ve kadın çalışmaları hoşuma gidiyor. Hem keşke bu ülkede LGBT çalışmaları okuyabileceğim bir yer olsaydı. Meh, çok hayal kuruyorum ben, imkanı var mı böyle bir şeyin sanki? Ülke demişken, ülkedeki durumları anlatsam işin içinden hiç çıkamam şimdi. Hepimizin bildiği şeyler. Özellikle geçen hazirandan sonra fazlasıyla kafamı yorup üzüntüme üzüntü katmıştım. Ama hiçbir şey değişmiyor tabii üzülmemizle. Bu ülkeden adam olmaz kafasında değilim ama, yine de keşke gidebilsem de yurtdışında yaşasam diyorum çoğu zaman. Acaba mümkün mü? Yapabilir miyim? O da bana göre düşük ihtimal şu anda. Of. Şimdi yine bi sıkıntı çöktü. En azından Kpss'ye falan girip devlete yerleşmek istemediğimden eminim. Şu ülkede psikoloji lisansı başka işe yaramıyor çünkü. Zaten kendimi yeterince donanımlı bile görmüyorum ki. Sorsanız en iyi okullardan birinde okuyorum, ama gerçekten bana bir şeyler katan insanları sıralasak bir elin parmaklarını geçmez. Neyse, staj yapıp bir görmek istiyorum klinik hayatı nasılmış.

Hem sanırım bu yaz da yalnız takılıp depresif moda geçeceğim. En sevdiğim şey. "S- s- s- summertime sadness" değil ama. Meh, o sıkıcı şarkı çıkmadan çok önce de böyle düşünüyordum sevgili Lana, senle alakası yok. Bu yıl bütün dönem tam bir "grumpy cat" modundaydım. Şikayetçi değilim, kendim istedim. İyi de oldu. Not ortalamam yükseldi. İstemediğim insanlara katlandığım zaman azaldı. Yalnız kalmayı kendim seçtim. Şimdi de staj başlasa da evime gidip yalnız takılsam diyorum. Gerçi yalnız yaşasam alkolik olup çıkarım bence, o potansiyeli görüyorum kendimde.

Aslında söyleyecek şeyler buldum şimdi baya. Onları ayrı ayrı yazasım geldi. Umarım şu anlık hevesim hemen kaybolmaz da, yazabilirim biraz daha.

2 yorum:

miniminibirnick dedi ki...

"Demet epeydir yazmıyordu, bi bakayım neler olmuş?" diye bloguna bakmaya başlayınca görebildim teşekkürünü :)

Allah da ıvıra zıvıra yazı yazan embesil bloggerın cezasını versin; takip ettiğim güne lanet olsun; onun yüzünden sevdiğim insanların yazıları anasayfamda görünmez oldu. Takip geri de alınmıyor, resmen komploya kurban gittim. Eheh, neyse :)

Daha sık yaz Demet Başar, ben de ihmal eder oldum bloggerı ama hep aklımın bir köşesinde aslında. Twitter ve Ekşi çok vakit alıyor sahiden de, yine de buraya yazmanın da ayrı bir tadı var.

Buralarda daha sık karşılaşmak dileğiyle, öperim tonton. He bi de, iyi ki dönmüşsün. ^^

Demet dedi ki...

ŞEYMMAAĞ. Seni yeriiim. Şimdi boş vakit de bolken, senden de gazı almışken hemen buralara dönme vakti.