23.2.13

Everything. Everyone. Everywhere. Ends.


Selam. Resimde ve başlıkta anlatılanlardan başka birşey söylemeye ihtiyacım yok aslında. Herşey ne de çabuk değişiyor. Değişikliklere adapte olmakta zorlanan bir insan olarak ben, şu son iki yıldır hayatımda olanları hayretle izliyorum. 21 yıldır kendimi değiştirmek için kılımı bile kıpırdatacak enerji ve cesareti bulamayan ben, bu sefer değişebildiğimi hissediyorum bir de. Ya da değişebileceğime inanıyorum. Aylar sonra neden buraya gelip yazmak istedim bilmiyorum. Üstelik son zamanlarda yazı yazmak ve yazdıklarını insanlarla paylaşmaktan kaçan biri olarak. Geçen yazdan beri yazmamışım. Dedim ya, düşüncelerimi insanlarla paylaşmaktan kaçındım. Kimsenin bilmediği, görmeyeceği yerlerde konuştum kendi kendime hep. Konuşursam başkalarını kırmaktan korktum hep, oysaki o insanlar beni hiç düşünmeden kırabiliyorken. Bunları da hayretle izledim evet. Yeni bir his değildi ki benim için. Geçmişimi düşünüp bütün yaşadıklarımdan pişman oldum. Şimdiki güçsüz kişiliğimi oluşturan, bu mutsuz Demet'i yaratan en ufak ayrıntıları bile düşündüm. Sanırım bunları aşmanın yolu kabullenmekten geçiyordu. Umarım yakında başarabilirim. Şu saatten sonra pişmanlıklarım olmasın istiyorum çünkü. Yıllarca kendimi kandırdım; ne de olsa böyle yaşayıp gidiyorum, bir şey olmaz işte dedim. Birşeyler oluyormuş meğer. İnsan büyüdükçe herşey daha da zorlaşıyormuş. Bu küçük ayrıntıyı gözden kaçırmışım. Bak, üniversite hayatımı yarıladım ama; yine değişemedim, yine istediklerimi yapamadım gibi hissediyorum. Artık küçük değiliz, çok kısa bir süre sonra iş hayatına atılacağız belki de. Daha ciddi şeylerle uğraşmamız gerekecek, kendimize ayırabildiğimiz zaman azalacak. Bu beni çok korkutuyor. Kendime birşeyler katamadım gibi hissediyorum. Oysaki üniversite kendimizi en çok geliştireceğimiz yer değil miydi? Ben neden hep yerimde saydım ki? Böyle şeyler düşünmeye başlayınca mutsuzluktan ölecek gibi hissediyorum. Nefes alamıyormuşum gibi hissediyorum. Artık bu düşüncelerimi değiştirmenin bir yolunu bulayım istiyorum. Hiç kimsenin görmediği, bilmediği düşüncelerim var sanki aklımda ve onları sevdiğim insanlara anlatabilmek istiyorum. Beni gerçekten anlayabilen az sayıda insan kaldı çevremde, ve bu güzel bir hismiş. Bir de bunun üzerine, değer verdiğin insanlar sana aynı şekilde yaklaşınca insan dünyalar kadar mutlu olabiliyormuş. Yıllardır bunu yaşamıyordum ki ben. Hiç yaşamamış bile olabilirim aslında. Hep olmayacak işler peşinde koşmuşum. Belki de bir hiç uğruna. Kendimi kandırmışım. İnsanlar yıllarca benim egomu nasıl da ayakları altına alabilmişler buna inanamıyorum ya. Bir insanı psikolojik anlamda çökertmek o kadar kolaymış ki. Bunları düşününce de, çoğu zaman okuduğum bölüm için mutlu oluyorum. Belki de hayatımda verdiğim tek doğru kararlardandı. Ama işte böyle bir insan olmasaydım, büyük ihtimalle psikoloji okumak da istemeyecektim. Her olay birbirini etkiliyor, ve hatta verdiğin hayati kararları bile değiştirebiliyor; bu çok ilginç değil mi? Keşke farklı evrenlerde farklı hayatlarımız olsaydı da, o hayatlarımızı gözlemleyebilseydik. Bilim bu kadar gelişmiş olmalıydı şimdiye kadar. Şimdikinden çok farklı bir insan olma hayalim vardı içimde yıllar önce çünkü. Merak ediyorum, o hayallerin peşinden koşacak kadar cesaretim olsaymış şimdi nasıl bir hayatım olacaktı ki. O hayalleri de unuttum ki büyüyünce. Büyümek kötü bir şeymiş. Öte yandan çocukluğum da mükemmel anılarla dolu değildi. O yüzden iki arada bir deredeyim. Ben de şimdiki zamanı sevdim işte. Geçmişi görmezlikten gelmeye çalıştım ama o peşimi hiç bırakmadı. Gelecekten de korktum evet. Korkmamak için de kendime katmam gereken şeyler var dediğim gibi. Çünkü yıllarca peşimi bırakmayan saçmalıklardan kurtulabilirsem, ve sonunda özgüvenimi geri kazanabilirsem herşey yoluna girecek, buna inanıyorum.

1 yorum:

D!mple Rock dedi ki...

öz güven denen zıkkımm sık sık gelip giden bişey çok takma derim :)