26.1.12

Ne desem.

Ne desem, ne desem. Canım yazmak istedi çok. Aylar sonra bir kitap bitirdim. Mutlu oldum. Keşke daha sık yapsam bunları. Çok tembelim ben. Tatilim de çoğunlukla odama kapanıp aynı şarkıları defalarca dinlemekle, facebookta aynı insanları, aynı paylaşımları, aynı saçma, gerkesiz şeyleri görmekle geçiyor. Annemler onlarla az vakit geçirmeme yakınıyorlar. Onlarla oturunca yaptığım tek şey izledikleri saçma dizilere söylenmek oluyor zaten. Farklı ne mi yapıyorum? Ojelerimin rengini değiştiriyorum. Dışarı çıkacağım günler güzelce hazırlanıyorum bazen. Buluşacağım kişiye göre değişiyor bu hazırlık işte. Gülmek için mizah dergileri alıyorum ama çoğu zaman beklentilerimi karşılamıyorlar. Keşke bir kardeşim olsaydı dimi. Belki o yüzden bazı insanları kardeş gibi benimseyip birşeyler paylaşma ihtiyacı duyuyorumdur. Tek başınayken eğlenemiyor insan çünkü. Eğlenmek için kalabalık lazım. İki kişi bile kalabalık sayılıyor bazen hem. Mutlu olmak içinse pek gerek yok, onun için sevdiğin kişiler yanında olduğunu hissettirmeli sana o kadar. Hissedemediğinde nolur ki? Bakarsın telefona, hiçbirşey gelmemiştir. Uyuyor da olamaz ki, napıyor acaba dersin. Meşgul olmalı. Bazen bir arkadaşını aramayı unutursun, önceki gün söz verdiğin halde. Mühim değil, belki o da meşguldür hem. Neden bu kadar başka insanlara odaklıyorum ki kendimi? Bu konuda düşünmeyeceğim şu an, boşver. Başka ne var?

Mesela güzel bir şarkıyı ilk dinlediğin günü hatırlarsın onu her duyduğunda. İşte bazen sırf bu his için yaşlanmayı istiyorum. En sevdiğim şarkıları duyayım ve, ah gençliğimi hatırlatsın bana. O an şimdiki halimden ne kadar uzakta olurum, geçmişimi anımsar mıyım, ne hissederim? O his. Çok merak ediyorum. Bir de bunun eskiden gittiğin bir mekana uzun zaman sonra gidip geçmişi anımsama versiyonu var, benziyor buna. O da güzel birşey, evet. Yaşlanmak güzel olmalı, birsürü anı var elinde çünkü.

Keşke saatler bu kadar hızlı ilerlemese, uykum gelmese de birsürü film izleyebilsem. Hıım, şimdi izlemeye başlarsam 2 saat sonra biter ve şu saatte yatarım. Yok, çok geç; en iyisi dizi izliyim ben. Ama sitcom olmasın, kim gülecek ona şimdi. Gülmek için keyifli olmak gerek çünkü. Keyifsizken gülemem ben. Oysa sitcomlarım amacı bizi güldürmek değil mi? Güldürmüyorsun işte. Benim gülmek için bulduğum bahanemsin sadece. Youtube'daki o komik videoları da bu yüzden izliyorum zaten. Dünyanın en amaçsız işi dimi. Biliyorum. Aynı şekilde mutsuz şarkıları da daha da mutsuz olmak için dinliyorum. Napayım, kendimi oyalıyorum sadece. Bunu da kendimi oyalamak için yazdım. Dizi izlemek için de geç oldu bak. Kitap okusam ne de güzel olur. Öyle işte.